Çağla Gürsoy
29 Nisan 1986’da doğdu
Yeditepe Üniversitesi G.S.F. Moda ve Tekstil Tasarımı mezunu
Parti Tasarımcısı
İstanbul’da yaşıyor
Uzun zamandır beklenen ikinci röportajımı son aylarda Mert Vidinli (nam-ı diğer Mert Jacobs) ile beraber verdiği Richie Rich konseptli Salı partileriyle tüm dikkatleri üzerine çeken arkadaşım Çağla Gürsoy’la gerçekleştirdim.
Çağla Gürsoy ‘kimdir, ne yapar, nasıl parti tasarımcısı oldu, bu kadar insanı nereden tanıyor, Mert Jacobs’la yolları nasıl kesişti, en iyi parti nasıl verilir?’ sorularının cevapları ve daha fazlası röportajda! İyi eğlenceler…
- Seni tanımayanlar veya daha fazla tanımak isteyenler için önce biraz kendinden bahseder misin? Kısaca Çağla Gürsoy kimdir?
Saint Benoit Lisesi, ardından Yeditepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Moda ve Tekstil Tasarımı mezunuyum, yani esas mesleğim moda ama şu an esas mesleğimi yapamıyorum tabii ki… Beş sene İstanbul Devlet Konservatuarı Piyano Bölümünde okudum. Annemin yönetim kurulunda bulunduğu Yardım Sevenler Derneği üyesiyim. Görüntü itibariyle pek anımsatmasam da Rizeliyim. (Gülüyor)
1990 doğumlu, şu an İsveç’te endüstri mühendisliği okuyan bir erkek kardeşim var, herkesin sorduğu kolumdaki CZG dövmesinin kahramanı (Cem Ziya Gürsoy)…
Mimar bir anne, mühendis bir babanın kızıyım. Aynı zamanda annem konservatuar Türk musikisi mezunu, babam ise eski bir müzisyen; neredeyse çalamadığı enstrüman yok… Yani sanatkar bir aileden geliyorum diyebilirim. Halam bile konservatuar mezunu, genlerimde var.
- Çok fazla insan tanıyorsun. Oyuncular, futbolcular, tasarımcılar… Çevrenin bu kadar geniş olmasının sırrı ne?
Açıkçası bunun bir sırrı yok fakat çok geniş çevreye sahip bir ailem var, çok sosyaldirler ve çok seyahat ederler. Ben de onlara çekmişim herhalde, çok gezerim, her fırsatta yurtiçi / yurtdışı tatile çıkarım. Çok uyumlu ve sıcakkanlıyımdır, yaş, cinsiyet fark etmeden hemen herkesle arkadaş olabilirim ve dostluklarıma sadığımdır, kolay kolay kimseye küsüp darılmam, empati yaparım. Zaten şu an arkadaş çevremdeki insanların birçoğu da 5-10 senelik tanıdıklarım. Bana pozitif elektrik veren insanları olabildiğince uzun süre hayatımda tutarım, birini bulup diğerini unutan bir insan kesinlikle değilimdir. İlla bir sır vermek gerekirse de ön yargınızı yok edin, görüntü, meslek, ırk, statü ayırt etmeksizin herkese bir şans tanırsanız ummadığınız insanlar ve dostluklar kazanabilirsiniz.
- Önceleri de doğum günün gibi özel günlerde yakın çevrene konseptli partiler veriyordun, şimdi İstanbul’un en IN mekanlarında, en tanınmış isimlerine veriyorsun. Bu iş nasıl bu kadar büyüdü?
Dediğin gibi ilk hobi olarak evde kendi arkadaş çevreme partiler düzenliyordum. Çok geniş bir arkadaş çevresine sahip olduğum için hepsini bir gecede aynı mekanda toplayıp sosyal bir ortam yaratmak, sadece tanıdığım insanların olduğu ve herkesin ‘kim ne yapar, ne der’ kuşkusu olmadan eğlendiğini görmek çok eğlenceliydi. Konsept partiler için ev daha uygun bir mekandı sonuçta, kostüm vs. giyebilmek için… Padişah kostümlü biri davul çalarken, gladyatör kostümlü biri darbuka çalıyordu mesela partilerde (gülüyor). Tüm geceyi bir kameraman görüntüler daha sonra yine kalabalık bizim evde toplanıp izlerdik, dışarıda böyle bir eğlence yakalamak çok kolay değil! Tabii zamanla arkadaşlarımın doğum günlerini, bekarlığa vedalarını vs. organize etmeye başladım ve hep orijinal konseptler çıkarıyorduk ortaya, zamanla tanımadığım insanlardan teklifler gelmeye başladı özel günlerine yardımcı olmam için, daha sonra bunu duyan arkadaşım Emre Çapa’dan W Hotel’de yeni açtığı mekan Minyon’da bir organizasyon yapmam konusunda teklif aldım ve ilk dışarı açılmam böyle oldu… Shot ve street party (sokak partisi) konseptleriyle iki parti yaptım ve çok başarılı geçti, yine aynı dönemde yakın arkadaşım Mehmet Davran KAF:F isimli bir kulüp açmıştı ve mekanı kendi çevreme tanıtmak amaçlı iki parti de orada düzenledim, onlar da çok keyifliydi.Ve teklifler gelmeye başladı…
- Mert Vidinli’yle ortaklığınız nasıl başladı? Bu işten önce de birbirinizi tanıyor muydunuz?
Mert’i tanıyalı beş seneden fazla oldu. Mert’in Ankara’dan geldiği dönem çalıştığı mekanlarda müşterisi olarak tanıştım, çok cana yakın ve misafirperver bir insan olduğu için kısa sürede iyi arkadaş olduk. Tabii o zamanlar hiç tahmin etmezdim bir gün ortağım olacağını… Geçen sene üniversiteden mezun olmamla beraber aile işimiz olan tekstil veya turizm sektörlerinde çalışmaya hazırlanıyordum ki aile işine bağlanmadan önce beraber birkaç organizasyon yapalım diye bir teklif aldım Mert’ten, neden olmasın diye düşündüm çünkü bu işi yapabileceğim en doğru isimlerden biriydi ve Edition Hotel’den görüşmeye çağırıldık… Otel içerisindeki Gold Barı hareketlendirmek için bir proje istediler, bizde bir aylık bir çalışma sonrasında Richie Rich Salı partilerini başlattık.
- Richie Rich konsepti nasıl ve kimin aklına geldi?
Bu projeye girerken bizden istenilen ciro vs. değil, gezip eğlenen kitleye Gold Barı tanıtmaktı. Biz de daha halkla ilişkiler zihniyetiyle düşünerek ‘Altın Bar’ ismine uygun orijinal alternatifler araştırırken Mert, Los Angeles’da çok ünlü Richie Rich partilerinden bahsetti. Hem sempatik hem de ironik bir isim olduğunu düşündük ve parti ismimiz ortaya çıkmış oldu.
- Bildiğim kadarıyla Richie Rich partileri Milano (10 Aralık) ve Ankara’ya (17 Aralık) taşınıyor. Bu gelişme nasıl oldu?
Gold Bar’da düzenlediğimiz parti serimiz iş, sanat, cemiyet, spor gibi birçok farklı sektörden ilgi gördü ve basın da partilerimizi çok sevdi ve destek oldu. Gold Bar projemiz bitince yine aynı konsepti devam ettirebileceğimiz, insanları fazla yormadan Salı günü 22.00-02.00 saatleri arasında club/lounge ortamı yakalayabileceğimiz en kaliteli mekan W Hotel içinde bulunan W Lounge’dan teklif aldık ve Richie Rich partilerine W Lounge’da kaldığı yerden devam etmeye başladık.
Yeni yerimizdeki ilk haftamızda, Milano’nun en eski ve ünlü gece kulübü olan Hollywood Club’ın sahibi ortak bir arkadaşımız vasıtasıyla bana ulaştı ve Richie Rich partisini bir gecelik oraya taşımayı isteyip istemediğimi sordu, ben de kabul ettim ve şimdi heyecanla hazırlık aşamasındayız.
Ankara çalışmamızsa; İstanbul’da düzenlediğimiz partileri Facebook ve Twitter’dan duyururken Ankaralılardan sürekli mesaj alıyorduk orada da yapmamız için. Baktık ki Richie Rich’e katılmak isteyen orada da bir müşteri kitlemiz var ve zaten Ankara’da Guru’s Lounge işletmesindeki bir arkadaşımızdan teklif gelince kabul ettik. Şimdi yeni projeler yolda, netleşmeden daha duyurmayayım fakat Richie Türkiye ve dünya çapında daha çok gezeceğe benziyor…
- Bu konsept ve Mert’le olan ortaklığınız ne kadar devam edecek, belli bir final tarihi var mı?
W Lounge ile anlaşmamız şu an bir sezonluk yani Nisan ayına kadar gözüküyor. Nisan’a kadar (yılbaşı, bayram vs. gbi özel dönemler haricinde) her Salı Richie Rich partileri devam edecek. Güzel ve başarılı işlere imza atmaya ve ilgimizi çeken teklifler almaya devam ettiğimiz sürece Mert’le yollarımızı ayırmayı düşünmüyoruz, işimiz dışında da çok eğleniyoruz. Bizim beraber yakaladığımız pozitif elektriğimiz partileri bu kadar canlı tutan en büyük etken bence.
- Ailen parti tasarımcılığı işine nasıl bakıyor, destek oluyorlar mı?
Açıkçası ilk başta çok tereddütleri vardı fakat zaten bahsettiğim gibi ben bu partileri kendi evimde, annemin babamın izniyle hatta katılımıyla yapıyordum, neredeyse tüm arkadaşlarımı tanırlar ve çok iyi anlaşırlar. Dışarı açıldıktan sonra da onları birkaç partime davet ettim ve hiçbir aşırılık olmadan, doğru isimlerle profesyonel bir şey yaptığımızı gördüler. Evde verdiğim partilerden çok da farklı bir durum olmadığını, aksine ev temiz kalıp onlarca şişe içki taşımak zorunda kalmadığımı da gördüler (gülüyor) ve şimdi herkesten önce ailem bana destek oluyor hatta partilere katılıp beraber eğleniyoruz.
- Hayal gücünde sınır tanımazsak, tüm dünyadan en çok kim için veya kiminle beraber parti yapmak istersin?
Hugh Heffner olabilir, Playboy’la alakalı değil tabii (gülüyor), çok farklı, orijinal konseptler bulup en iyi şekilde uyguladığı için. Misafirlerin kostümlerinden, peçeteliklerin süsüne kadar detaylara önem veren bir party plannerla çalışıyor, kimsenin cesaret edemediği iddialı projelere imza atıyorlar.
Bir de RNB şarkıcısı Nelly’nin bir partisine katılmıştım Paris’de. ’Hot in Here’ şarkısının tanıtım partisiydi ve bir Latin kulübünün deposunu hiçbir dekorasyon yapmadan kapatmışlardı. Sadece bar ve masalar, yüzlerce insan, sıcaktan nefes alınmıyor nerdeyse… Fakat 10 dakikada bir Hot in Here şarkısıyla dev vantilatörler açılıp suni fırtına yaratıyorlardı. Katıldığım partiler arasında en yaratıcısı buydu o yüzden bu fikir kimden çıktıysa onunla da çalışmak isterdim.
- İleride kendi gece kulübünü açmak gibi bir isteğin var mı? Kendi partilerini kendi mekanında vermek ister misin?
Yok, kesinlikle böyle bir şey istemem, büyük sorumluluk ve zor bir sektör, bir bayan olarak da idare etmek daha da güç olur. Ben şu an sadece elimdeki imkanlarımı kullanarak, kendimi sıkmadan eğlenebileceğim projeler yapıyorum. Türkiye’de parti deyince gece yarıları gidilen gece kulüplerine alışmışız, gündüz evde toplanıp tabu oynamak da bir parti niteliği kazanabilir. O yüzden ben yaptığım işi gece kulübü işi olarak görmüyorum aslında ama tabii ileride imkanım olursa sadece kendim için evimin ufak bir kısmını kulüp yapabilirim (gülüyor).
- Bizim orta okul – lise zamanlarımızda gece hayatında canlı müzik çok popülerdi, üniversite yıllarında büyük gece kulüpleri canlı müziğin pabucunu dama attı, son iki-üç yıldır da Asmalı Mescit – Pera bölgesindeki daha ufak, samimi mekanlar başı çekiyor. Bu değişimi neye bağlıyorsun?
Eğlence sektörü böyle bir şey, aylarca ya da senelerce aynı eğlenceyi dayatarak insanları mutlu edemezsin, değişime ihtiyacı olan bir sektör, o yüzden hep yeni alternatifler çıkıyor. Türk insanının eğlence tarzına uyan seçenek o dönem için popüler oluyor, zaten belli başlı yerler olduğu için de kısa sürede o dönemin eğlence tarzı haline geliyor, ta ki insanlar sıkılıp yeni arayışlara girene kadar…
- Bundan sonra gece hayatında bizleri ne bekliyor, bir sonraki trendy eğlence şekliyle ilgili herhangi bir öngörün var mı?
Şu an senin de gördüğün gibi kişisel partiler revaçta, şehirdeki her sektörden popüler isimler partilere ev sahipliği yapıyor, yeteneği olanlar DJ’lik de yaparak aynı zamanda kendi müzik zevkini paylaşıyor ve kendi çevresini davet ediyor… İnsanlar zaten birbirlerini görüp birebir de buluşamadığı arkadaşlarıyla karşılaşıp sosyalleşmek için dışarı çıkıyor, kişisel partiler de buna olanak sağlıyor. Bizim yaptığımız Richie Rich partilerinde de ana tema bu, gece kulübünde ev partilerimizdeki sıcak ortamı yakalamak. Müzik ve işletme de güzel olunca pek çok mekanda bu partileri devam ettirmek mümkün, bana göre bir süre daha İstanbul eğlence hayatına bu partiler hakim olur.
- Yeni yıl öncesi ev partisi verecek insanlara ne gibi tavsiyeler vermek istersin? İyi bir partinin olmazsa olmazları, püf noktaları nelerdir?
İyi parti eşittir iyi müzik! Büyük bir balo salonunda da, 20 metrekare bir depoda da iyi müzikle aynı şekilde eğlenebilir insan. Eğer ki bir DJ’iniz yoksa üşenmeyin, gecenin başından sonuna kadar çalınacak şarkıların playlistini önceden yapın.
Davetli listesi çok önemli, dışarıda / gece kulübünde bu fazla sorun yaratmaz ama özellikle ev partilerinde negatif elektrikle drama yaratacak veya kavga çıkaracak bir insan bile partinin bütün keyfini kaçırabilir! Biraz haince olacak ama o kişiyi çağırmayın.
Çeşitli shotlar partiyi her zaman hareketli tutar, tabi abartmamak lazım. Herkes sarhoş olursa da partiyi gereğinden fazla erken bitirmek zorunda kalabilirsiniz.
- İlerisi için kendinle ilgili kafanda bir hedef var mı? Parti tasarımcılığına devam mı yoksa zaman gösterecek mi diyorsun?
Benim hayat idealim dünyayı gezmek. Bu turistik de olabilir, iş için de olabilir. Şu an partilerle bu idealimin üzerine gitmeyi düşünüyorum fakat ilgilenmem gereken iki tane aile şirketimiz var. Şu an bana ihtiyaçları yok fakat ileride olacak o yüzden hayatım boyunca bu mesleği yapacağım diyemem. Gençken ve enerjim varken, hayat şartlarım imkan sunduğu sürece parti tasarlamaya devam etmek isterim, daha sonrasında da hayat ne getirir bakacağız.
- Stilini nasıl tanımlarsın? Partilerinde giydiğin giysileri kendin mi tasarlıyorsun, yoksa hazır giyim mi tercih ediyorsun?
Değişik bir söylem olacak belki ama benim stilim stilsizlik aslında. Moda okumuş olmama rağmen modayı çok takip etmem, moda dergileri hiç hoşuma gitmez, moda hoşuma giden bir şey sunarsa bana, o zaman uyarım. Gündüzleri rahat giyinmekten hoşlanırım hatta erkek markalarından giyinirim, gece ise tam tersi çok feminen tercihler yaparım.
Partilerdeyse genelde kendim tasarlıyorum giyeceklerimi. Fakat tasarım derken çizip, model çıkarıp diktirmekten bahsetmiyorum. Kombinlemek, örneğin iyi marka ceketlerimden birini Taksim’den aldığım bir etekle kullanabilirim ya da hazır giyim aldığım bir elbise üstüne eklemelerle değiştiririm, bazen de konsepte bağlı kostüm kullanıyorum.
- Parti tasarımcılığı dışında neler yapıyorsun, Çağla Gürsoy gündüzleri nasıl yaşıyor?
Bu aralar günümün çoğu Mert’le ya da Mert’le telefonda geçiyor (gülüyor). Her haftaya yeni bir konsept yaratıp hazırlık aşamasıyla uğraşmak çok vaktimizi alıyor ve koşuşturma yaratıyor. Onun dışında Tour Collection adında bir turizm şirketimiz var, zaman zaman Türkiye’ye gelen VIP gruplarla ben ilgileniyorum.
Çağla Gürsoy & Mert Jacobs (Mert Vidinli)
- Eklemek istediğin bir şey yoksa son olarak http://www.hayatinitasarla.com/ hakkında düşüncelerini okurlarımızla paylaşır mısın?
Sen zaten çok sevdiğim eski arkadaşlarımdansın ve gerçekten yaratıcı bir site ortaya çıkardığın için çok gurur duydum. İş başında bile otururken hem dünya olaylarına güncel kalıp hem de akıl dağıtabileceğimiz çok yönlü bir site olmuş, ben müdavimlerinden biri oldum. Başarılarının devamını diliyorum…
- Ben de seninle aynı dilekleri paylaşıyorum ve eğlence hayatına yön veren güzel arkadaşıma teşekkür ediyorum.
Not: W Lounge’da gerçekleşen Salı partilerine katılmak istiyorsanız, adres bilgileri ve rezervasyon numarası aşağıda…
Süleyman Seba Cad. No: 22 W Hotel - Akaretler / İstanbul
0535 858 57 34
Richie Rich’in yeni maceralarını sosyal medya üzerinden takip edebilirsiniz.
Facebook
Twitter
Röportaj: Sinan Bora Özışık – Kurucu / Editör
Fotoğraflar: Arda Yeniay
Mekan: W Hotel İstanbul