Genç ve Yetenekli Menajer Ufuk Ergin Sorularımızı Yanıtladı

25.09.2011

Ufuk Ergin

13 Nisan 1982’de doğdu

Kadir Has Üniversitesi, İstatistik ve Bilgisayar Bilimleri ve Bilgisayar Programcılığı bölümleri mezunu

Organizatörlük & Menajerlik yapıyor

İstanbul’da yaşıyor

İlk röportajımı şuan Ozan Doğulu’nun menajerliğini yapmakta olan sevgili arkadaşım Ufuk Ergin’le gerçekleştirdim. Kendisine buradan röportajı kabul ederek verdiği destek için çok teşekkür ederim.

Eğlence dünyasının genç yeteneği Ufuk Ergin hakkında bilinmeyenler, başarısının sırrı, fanlarla kurmayı başardığı yakın ilişki ve daha fazlası aşağıdaki satırlarda gizli…

 

-       En başa dönmek gerekirse kısaca Ufuk Ergin kimdir, nasıl bir çocukluk geçirmiştir?

Doğan ve Makbule Ergin çiftinin üçüncü çocuğu olarak dünyaya gelen, iki muhteşem abiye sahip, kurallı, prensipli ve ciddi bir ailede yetişmiş, iyi eğitim almış, vatanına, milletine, dini inançlarına bağlı bir Türk genci olarak tanımlayabiliriz J Çocukluğuma gelecek olursak (ki en eğlenceli kısmı bence burası) hiç normal bir çocuk değildim.  Hep bir muzurluk peşinde, aşırı hareketli, yaşıtlarını parmağında oynatan, sürekli ağlatan garip bir çocuktum. Müzik o zamanda vazgeçilmezimdi. Legodan ev yapıp, evde parti verip minik lego adamlarıma şarkı söyletirdim.



-       Her çocuğun küçükken hayallerini süsleyen bir meslek vardır, seninki neydi?

Ben hep Jinekolog olacağım derdim. Nerden öğrendiysem havalı gelmişti ismi. Bana annem ne olduğunu açıkladığında verdiğim cevabı hatırlıyorum : “Her gün birileri evleniyor, çocuk yapıyor bende onları doğurturum çok para kazanırım”dı.

-   Kadir Has Üniversitesi, İstatistik ve Bilgisayar Bilimleri ve Bilgisayar Programcılığı bölümleri mezunusun, isteyerek seçtiğin iki bölüm müydü, değilse eğer hangi bölümde okumak isterdin?

Kadir Has Üniversitesi benim hayatımdaki en büyük şanslardan biridir diyebilirim. Okuduğum bölümler ise diğer bir şansım oldular. Çünkü yaptığım meslek ile bitirdiğim bölümler her ne kadar alakasız gözükse de aslında benim mesleğimi yapan biri için analitik düşünebilmek çok önemli bir durumdur. Ben okuduğum sayısal bölümler nedeniyle analitik düşünmeyi, beynimin sınırlarını zorlamayı, stratejik planlar yapmayı, çok iyi analiz yapmayı öğrendim. Buda benim mesleğimde hem farklı hem de detaycı biri olmamı sağladı ve ben bu durumdan hiç pişman değilim.  Okuduğum bölümleri özellikle mi seçtin diye soracak olursan Bilgisayar Programcılığını mecburiyetten seçtim. Çünkü lisedeyken çok sevdiğim arkadaşlarım Fen - Matematik bölümünü seçtikleri için ergenliğimin verdiği heyecanla bende o Fen – Matematik bölümünü seçtim sonra asla başarılı olamayıp ÖSS de 120 barajını geçemeyince mecburen özel üniversite de iki yıllık bir bölüm seçmek zorunda kaldım. Ancak bu zorundalık durumu benim hayatımı değiştirdi ve hiç pişman değilim.  Aksine her gün bu durum için Allah’ıma sonsuz şükrediyorum.



-       Organizasyon işine girmen de üniversite yıllarına dayanıyor, bu kadar farklı ve zor bir bölüm okurken bu geçiş nasıl oldu? Yol gösteren, sebep olan, destek veren birileri oldu mu?

Diyorum ya benim küçükken bile içimde farklı bir enerji vardı. Beni asla yaşıtlarımla oynamak, onlarla zaman geçirmek tatmin etmezdi. Daima benden büyüklerle zaman geçirmek ister ya da tek başıma kendi dünyamda zaman geçirmeyi isterdim. Bu ilkokul, ortaokul, lise ve üniversitede de böyle oldu. Daima bulunduğum ortamın, okulun en popüler insanı bendim. Herkes mutlaka beni tanırdı. Üniversiteye ilk girdiğim yıl içimdeki enerjiye hakim olamaz durumdaydım. Bir şeyler yapmam gerektiğini biliyordum ve sürekli bir arayış içindeydim. Bir gün üniversitemizin Rektörü Prof. Dr. Yücel Yılmaz birinci sınıflarla tanışma toplantısı yaptı. Ben en öndeki yerimi almış ve kendini göstermeye hevesli biri olarak yerimde sabırsızlıkla oturuyordum.  Toplantı başladı, üniversite hakkında bilgiler verildi ve konu sosyal hayat kısmına geldi. Ben söz isteyip sosyal hayata dahil olmak istediğimi ancak mevcut düzenin içine bir türlü giremediğimi anlattım. O sırada toplantı notlarını alan Öğrenci Kulübü Danışmanı Püren Büget’i bir nevi şikâyet etmiş oldum. Püren Büget toplantı sonrası beni çağırıp telefon numaramı istedi. Nisan ayı gibi benim süper bir görevim vardı. Eminönü’ne gidip bahar festivali ekibi için madalya yaptırmam gerekiyordu. (ki hayatımda hiç Eminönü’ne gitmemiştim) gittim azimle en ucuz madalyacıyı buldum ve süper madalyalar yaptırdım. O görevimi başarıyla yerine getirince ikinci en önemli görevimi verdi Püren Büget bana. Bahar festivalinin birinci günü Coca Cola’nın sponsor olması nedeniyle bir sürü ücretsiz ürünümüz vardı ve benim o ürünleri dolabın başında durarak herkese bir tane vermek koşulu ile dağıtmam gerekiyordu. Bunu da başarıyla tamamladım. Kimse benden ikinci kolayı alamadı ve ürünler herkese yetti. İkinci gün festivalin konser günüydü. Sanatçı ise Haluk Levent’ti. Bilirsin ben giyim kuşam konusunda oldukça iddialı ve özenli birisiyimdir ve o zamanda bu böyleydi. Zayıftım o zamanlar J gayet şık giyinmiş sabah 9 da Püren Hocamın kapısında hazır bekliyordum. Bana baktı “ne kadar şıksın” dedi ve “akşama Haluk Levent’i sen karşıla ve sen ağırla” dedi. Ben birden terfi etmiştim. O akşam kendimi inanılmaz işe yarayan, yaşıtlarından ve sınıf arkadaşlarından farklı, çok özel biri olarak hissediyordum. Sahne olayı beni resmen büyülemişti. Sonra finaller başladı ve okul tatil oldu. O yaz bir türlü bitmek bilmedi. Benim yaşımda olan biri yaz tatili bitmesin ister, ben ise tatil bitsinde okul açılsın derdindeydim. Nihayet ikinci sınıfa başlamıştım ve o yıl neler olabileceğini hissediyordum. İlk işim bir söyleşi ayarlamak oldu. Gülben Ergen e-mail attım ve ertesi gün mail kutumda okuduğum cevabı hala saklıyorum. Sonrasında bende olay iyice koptu, bildiğin organizatördüm. Uludağ gezileri, söyleşiler, partiler Kadir Has Üniversitesi’nde birden farklı bir sosyal yaşam oluşturmaya, pek çok şeye öncü olmaya başlamıştım. Örneğin ilk baloyu ben organize ettim, ilk yıllığı ben çıkarttım, ilk geziyi ben düzenledim, üniversite içinde ilk partiyi ben organize ettim vb. Bu durum tabii ki yönetimin dikkatini oldukça çekmiş ve herkesin tanıdığı biri haline gelmiştim. Öyle ki öğrenciyken odası ve masası olan tek insandım. Kendime ait masam vardı ve tüm görüşmelerimi orda yapar ders aralarında, öğlen aralarında odamda vakit geçirirdim. Önce iki yıllık Bilgisayar Programcılığı bölümünü bitirdim ( 3.20 ortalama ile ) ardından tekrar ÖSS ye girdim ve yine Kadir Has Üniversitesi İstatistik ve Bilgisayar Bilimleri bölümünü kazandım. İtiraf ediyorum bu bölümü bitirmem pek kolay olmadı. Tam zamanında bitirdim ancak Calculus ve Differential Equations gibi en üst seviyedeki matematik dersleri beni çok zorladı. Daha sonra üniversitenin bitmesin yakın Rektörümüz Prof. Dr. Yücel Yılmaz beni odasına çağırdı ve benim ünivesitede kalmamı istediğini belirterek beni işe aldı. Benim için üniversitelerde daha önce olmayan Etkinlik Sorumlusu kadrosunu açtı ve altı yıllık öğrencilik yaşantımdan sonra dört yıl boyunca kendi üniversitemde Etkinlik Sorumlusu olarak görev yaptım. Bu süreç zarfında Rektörümüz Prof. Dr. Yücel Yılmaz, Rahmetli hocamız Prof. Dr Erol Üçdal, Leyla Çolakoğlu, Püren Büget, Sibel Kuseyrioğlu ve tüm üniversite bana daima hep destek oldular. Ben üniversitenin en küçük çalışanı ve bireyiydim ve pek çok kişinin elinde büyüdüm diyebilirim. Ben Kadir Has Üniversitesi’nde hayatımın en güzel on yılını geçirdim. Korunaklı, sürekli öğrenerek ve farklı tecrübelerle şuan ölesiye büyük sevgiyle meslek olarak yaptığım işin on yıl stajını yaptım. Özetle aslında ben bir Kadir Has Üniversitesi ürünüyüm. Orda sevgi ve saygıyla geçen on yılın ardından piyasaya çıkmış özel biri olarak görüyorum kendimi. Hiç zorlanmadım ve hep severek mutlulukla yaptım işimi.


-      Önceleri yalnızca üniversite organizasyonları düzenlerken şuan Türkiye’nin bir numaralı starlarıyla çalışıyorsun. Profesyonel anlamda menajerliğe geçmen nasıl oldu?

Ben organizatörlüğün, menajerliğin bir alt basamağı olduğuna inanan biriyim. Kimse organizasyon kabiliyeti olmadan menajerlik yapamaz. Çünkü bence menajer çok iyi organize edebilen kişi demektir. Düzen, tertip, kural, sorumluluk demektir. Ben hayatımın hiçbir döneminde yerinde saymayı tercih eden biri olmadım. Benim için daima hep bir üst basamak vardır ve gözüm hep o basamaktadır. Kendimi organizasyon anlamında çok iyi yetiştirdiğime inanıyorum. Stratejik planlarım, analiz kabiliyetim, duruşum ve müziğe olan ekstra ilgim benim organizasyonlar sırasında tanıştığım çeşitli sanatçı dostlarımla yakın ilişkide olmamı sağladı. Öyle ki birlikte yemeğe çıkar, evlerine ziyarete gider, birlikte eğlenir, birlikte zaman geçirir olduk. Bir sürü sanatçı dostum oldu ve onlarla sürekli fikir alışverişinde bulunurduk. Gerek şarkılar, gerek sahne şovları konusunda hep bir çalışma halindeydik. Hep sevilen biri oldum. Hem yaş olarak çok küçüktüm hem de onlarla aynı frekansta hareket edebiliyordum buda onların sanırım çok hoşuna gidiyordu ve beni yanlarında istiyorlardı. Öyle böyle derken bir baktım ben Türkiye’nin en büyük sanatçılarıyla çalışan bir menajer olmuşum.

Şuan doğal olarak benim hala en iddialı olduğum yerler üniversiteler ve üniversite organizasyonlarıdır. Hatta biliyorsun Uludağ’da yıllardır düzenlediğimiz üniversitelere yönelik Türkiye”nin en büyük kış festivali olma özelliğine sahip Winterfest’i hala büyük bir heyecanla organize ediyoruz. Ben üniversiteli arkadaşlarla, temsilcilerimiz ile çalışmayı çok seviyorum. Onlarda galiba o eski heyecanımı görmeyi seviyorum. Örneğin bahar festivalleri sırasında çalıştığım sanatçılar için beni arayan tüm üniversite öğrencisi arkadaşlarımla ekstra ilgilenir onlara yol gösteririm ve onlarla çalışmaya bayılırım. Çok özeldirler ve onları mümkün olduğunca kendi yaşadıklarım doğrultusunda kırmamaya ve yaptıkları işler konusunda başarılı olmaya teşvik etmeye gayret ederim.


-       Hepimizin bildiği gibi starlar egoları yüksek insanlardır, seni bu konuda zorlayan isimler oldu mu?

Oldu ama kendisinden asla bahsetmek istemiyorum.

-     Bugüne kadar sayısız organizasyona, festivale ve konsere imza attın, eminim bunlar arasında yaşadığın aksilikler ve komik olaylar olmuştur, www.hayatinitasarla.com okuyucularıyla unutamadığın bir anını paylaşır mısın?

Benim için organizasyon zamanı demek ekstra heyecan ve stres demektir. Her şeyi kontrolü altında tutmaya çalışan yapım nedeniyle bazen çok zorlandığım her şeyi bizzat halletmek istediğim anlar olur. 2009 yılında Beggin şarkısıyla listeleri alt üst eden Madcon grubunu ilk kez Türkiye’ye Kadir Has Üniversitesi bahar festivaline getirdim. Grup inanılmaz sempatik ve eğlenceli üyeleri olan çok keyifli insanlardan oluşan bir gruptu. Ancak kulis istekleri ve tur menajerleri oldukça zordu. İstedikleri çikolatayı Türkiye’de bulamayıp, onlar gelmeden bizzat Viyana’ya gidip aldım ve son dakika makarna istedikleri için gecenin bir yarısı mutfağa girip ellerimle onlara soslu makarna yaptım. Bu olayları çok az insan bilir J ilk kez sana anlattım artık herkes duydu.

-   Bu kadar yoğun çalışırken kendine zaman ayırabiliyor musun? Ufuk Ergin boş zamanlarında neler yapmaktan hoşlanır, kaçış noktaları var mıdır?

Ben aslında çalışırken dinlenen biriyim. Örneğin konser için gittiğimiz tüm otellerin spalarına mutlaka inerim. Yaz ise boş bir zaman bulur mutlaka güneşlenir, denize girerim.

Ayrıca çok yorulduğum zamanlar tabii ki oluyor ama en büyük eğlencem ve beni dinlendiren olay Erim Ergin (ağabeyimin oğlu) ile film keyfi yapmaktır. Annem ve babam benim hayatımdaki en yakın iki arkadaşımdır. Her şeyimi bilirler ve her şeyi onlara anlatırım. Benim en büyük enerji kaynağım ve yol göstericim onlardır. İki ağabeyim ise zaten en büyük şansım, her konuda daima arkamda, gözlemcim, takipçimdirler. Hatta öyle ki Twitter da yazdığım her tweeti takip edebilecek kadar yakından takipteler. Kitap okumak, Twitter’da sohbet etmek beni çok rahatlatır. Aslında bazen iletişim bazen de iletişimsizlik beni rahatlatan iki durum diyebilirim.  Yazın en az on gününü mutlaka Ören’de geçirmeye gayret ederim. Havası ve huzuru beni yeniler, tazeler.

Monotonluktan hiç hoşlanmam, daima belli kurallar çerçevesinde hayatımda değişiklikler yaparım. Bu durumda beni yeniler ve dinlendirir.



-       Sanatçıların fanları olmasına alışığız ama Twitter’dan takip ettiğim kadarıyla senin de oldukça geniş bir hayran kitlen var, hatta seni yalnızca Twitter’dan tanıyan bir takipçinin doğum gününde sana özel kurabiyeler tasarlayıp yolladığını biliyorum. Fanlarla bu ilişkiyi kurmayı nasıl başardın?

Öncelikle şunun altını çizmek istiyorum. Ben fan kelimesini sevmiyorum. Çünkü ben ünlü biri değilim ve olmayı da düşünmüyorum. Onlar benim Twitter dostlarım ve hepsi son derece gerçekler. Sende beni takip ediyorsun ve görüyorsun, ben Twitter’da gerçek duygularımı paylaşıyorum. Genelde neşeli biriyim komik tweetler atıyorum ancak üzüntülü olduğum zaman üzüntümü belirten, kızgın olduğumda ise kızgınlığımı belirten tweetler atarak onlarla hayatımı paylaşıyorum. Ben onlara gerçek oluyorum, onlar da bana gerçek sevgiyle karşılık veriyorlar, sahip çıkıp benimsiyorlar. Bizde maske yok. Neyse o.

Aslında onları etkileyen nokta bence hayranı oldukları sanatçıların en yakınında olan kişinin onlara bu kadar samimi davranıyor olması. Çünkü ne yazık ki yanlış örnekler nedeniyle benim mesleğimi yapan kişiler egoları yüksek, ulaşılamaz kişiler olarak algılanıyor. Bunun tam aksini gördüklerinde ise ve durumun gerçek olduğunu anladıklarında ise sarılıyorlar. Biz cidden tam 13.500 kişilik bir aile olduk. Çok keyif alıyorum bu durumdan ve onlarla iletişim kurmaktan. Özlem, Fulya, Funda, Nurgül, Hande, Leyla, Büşra, Fatma, Anıl, Serdar en özel takipçilerdir. Özlem kurabiyelerin sahibidir ve kalbi tertemiz, bir tanemizdir.

-  Organizasyon ve menajerlik çok yorucu ve kendinden ödün vermeyi gerektiren meslekler, bu yolda ilerlemeyi düşünen genç arkadaşlara ne gibi tavsiyeler vermek istersin?

Aslında ben bu söylediğinin aksini ispat etmeye çalışan bir insanım. Menajerlik evet yorucu ama hayatından ödün vermeni asla gerektirdiğini düşünmüyorum. Ne yazık ki önümüzde bazı yanlış örnekler var. Kendi yaşadığı hayat ile sanatçısının yaşadığı hayatı birbirine karıştıran çok insan var. Sanatçı gibi davranan, o muameleyi görmek isteyen ve aslında o hayatı çalıştığı sanatçı sayesinde yaşadığını unutan insan çok. Bu durumdayken evet ödün vermen gerekebilir. Ancak ben daima kendi yaşantımla, iş yaşantımı belli çizgide ayıran biri oldum. Benim en büyük şansım çalıştığım tüm sanatçıların buna izin verebilen vizyona sahip, çok iyi ailelerden gelen, iyi eğitimli insanlar olmasıydı. Bu nedenle daima bu ayrımı iyi yaparak sadece işimi yaparak, boş zamanlarımı kendime ve sevdiklerime ayırarak değerlendirdim. Kendi hayatımı yaşamaya devam ettim yani.

Menajerlik mesleğini yapmak isteyen arkadaşlara ilk tavsiyem; bu meslek yapmak istiyorum demekle yapılacak bir meslek değildir. Ciddi anlamda birikim ve pek çok özelliği gerektiren bir meslektir. Büyülü bir dünyadır. İzole ve özenli yaşamayı gerektirir. Bu işe aşık olmayı gerektirir. İhtiraslı ve entrikalıdır. Gerektiğinde savaşabilmeyi, gerektiğinde barışabilmeyi ve ne yazık ki bazen politik olmayı gerektirir. Dürüst ve düzenli bir yaşam sürmeleri gerekmektedir. Anlık değil, ömürlük adımlar atmayı gerektirir. Günü kurtarmaya çalışmak uzun vadede var olmayı engeller.

-       www.hayatinitasarla.com hakkındaki görüşlerin neler?

Ben siteyi çok keyifli ve faydalı buluyorum. Her gün bir göz gezdiriyorum ne var ne yok diye. İşimle entegre edebileceğim, hatta pek çok iş kolunun entegre olabileceği bir site. Özellikli ve farklı yapısı sıkılmadan incelemenizi sağlıyor. Tasarımcı bir vizyonda özel bir kişi tarafından host edilmesi ise beni bu siteye ekstra bağlayan bir neden.

-     Samimi ve içten cevapların için çok teşekkür ediyor ve başarılarının daimi olmasını diliyorum.

Röportaj               : Sinan Bora Özışık – Kurucu / Editör

Fotoğraflar          : Dilek Eraslan

Mekân                  : Taps Bebek




 Paylaş

Habere Yapılan Toplam Yorum Sayısı : 1
Bu habere yorum yazmak için üye olun ya da giriş yapın.
ESİN
ESİN
Hayatımıza rafine edilmiş haberlerle giren 'haytını tasarla' sitesinde başarılı olmayı yaşam tarzı olarak benimsemiş bir gencimizin röportanı da bulmak çok keyifli oldu. Teşekkürler...

Şikayet Et

     

©Hayatını Tasarla     

home | design | life | style | toys4boys | tech | sport | interview